Vizyon

İran açısından Suudi Arabistan’ın yeni veliahtı

Alman Gizli Servisi BND Cermen İslam’ını piyasaya sürdü!

Rusya Türkiye arasında domates krizi ve sorunun basit çözümü

Katar Krizi ve Suriye Savaşı; Kim Ne İstiyor, Ne Yapıyor?

Avrupa vize ile göç ödemesinde neden kıvırıyor?

Gündem 12 Mayıs 2016
2.106

Avrupa vize ile göç ödemesinde neden kıvırıyor?
ömür
Avrupa ile Türkiye arasındaki anlaşmazlığın konusu; Ankara’nın Brüksel’den, ülkesindeki göçmenlerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına harcamak üzere AB bütçesi ve üye ülkelerin katkılarıyla finanse edilen 3 milyar Euro’yu doğrudan Türk hükümetine ve hükümete bağlı kuruluşlara vermesini istemesi. Çünkü üç milyondan fazla Irak ve Suriye’den gelen göçmene ev sahipliği yapan Türkiye parayı, ülkedeki 3 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci için yeni okullar ve yeni hastaneler yapılması, ayrıca mülteci kamplarının geliştirilmesi için kullanmak istiyor. Avrupalılar ödemeyi yapan harcamayı da yapar havasında.
Bence konuyu en iyi özetleyen, “Türkiye ve AB 3 milyar Euro’lük anlaşmada fikir ayrılığında” başlıklı haberiyle Financial Times gazetesi olmuş. Türkiye ile AB arasında prensipte varılan göçmen anlaşmasında AB tarafından ödenmesi sözü verilen 3 milyar Euro’nun nasıl kullanılacağına ilişkin, taraflar arasında görüş ayrılığı olduğunu aktarılıyor. Onların iddiasına göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB’nin vaat ettiği 3 milyar Euro’yu ödemesini istiyor Brüksel ise ödemenin BM ve uluslararası sivil toplum kuruluşları üzerinden yapılması konusunda ısrarcı oluyor. Avrupalıların, kaynak aktarımı sonrasında ödemesi yapılan paranın akıbetine ilişkin şüpheler taşıdıklarını açıkça ifade ediyor.
Haklı oldukları konu şu; merkezi Berlin’de bulunan, yolsuzlukla mücadele etmek amacıyla kurulan ve dünyanın pek çok ülkesinde şubesi bulunan Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) yolsuzluk araştırmasına göre Türkiye; yolsuzluk konusunda D grubu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye D kategorisinde Rusya, Tunus ve Bangladeş’le birlikte yer alırken örgütün raporunda ülkede savunma harcamalarının denetlenememesine vurgu yapılıyor. Yolsuzluk konusunda en başarılı iki ülke ise Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda. Türkiye’deki yolsuzluğun artışının siyasal durumla bağlı olduğu raporda yer aldı.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü hükümet karşıtı gösterilerin, fikir özgürlüğü kısıtlamaları, gazetecilerin baskı görüp, tutuklanmaları gibi olayların bu olumsuz gelişmeyi etkilediğini bildirdi. Siyasal olarak sağlam temeli olmayan ülkelerde yolsuzluğun artış gösterdiğine dikkat çekilen raporda, ‘Bu tür ülkelerde basın özgürlüğü kısıtlamaları en yüksek oranda olurken, şeffaf para akışı ve finansal güçlü kontrol ve karar mekanizmasının en alt düzeyde olduğu saptanmıştır’ denildi. AB ile yapılan, vize muafiyetini içeren mülteci anlaşması tartışmaları salt Avrupa ile sınırlı kalmadı Türkiye’den de tepki gördü.
Avrupalıların; Osmanlıdan kopardıkları ticari imtiyaz tavizleri ve kapitülasyonlar gibi Mülteci Anlaşması ile sözde vize muafiyeti karşılığında Cenovalı (Ceneviz) tüccar zihniyetiyle Türkiye’yi söğüşleme operasyonlarının akim kalmasına çok bozuldukları anlaşılıyor. Avrupa başkentlerinde tartışılan sorular genellikle; göçmen akınını durdurmak için Türkiye’nin işbirliğini sağlamanın bedeli ne kadar yüksek? AB’ye şantaj mı yapılıyor? Avrupalı liderler göçmen krizini hafifletmek karşılığında değerlerinden ödün mü veriyor? AB ile Türkiye arasındaki anlaşma başarıya ulaşacak mı, yoksa tekrar Yunanistan kıyılarına binlerce göçmenin yığılmasıyla mı sonuçlanacak? başlıklarında yoğunlaştı. Tarafların açıklamalarına bakılırsa tartışmanın derinleştirdiği kuşkuların güven bunalıma dönüştüğü söylenebilir.
Oysa tartışmayı fitilleyen AB oldu. Türkiye, Türk vatandaşlarına Schengen ülkelerinde vizesiz seyahat kolaylığı karşılığında Yunanistan’daki göçmenleri geri almayı kabul etmişti. AB ise bunun için 72 koşul öne sürdü. Bunların arasında terörle mücadele yasalarının Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi de bulunuyordu. Avrupa Birliği Türkiye’yi suçlamak için farklı kontrol mekanizmalarını kullanabiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütünün Avrupa Birliğine çanak tutan eylemleri bunlardan biri. Nasıl mı? Mesela İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’yi, Suriye’den kaçmaya çalışan mültecileri dövüp öldürmekle suçladı.
İçişleri Bakanlığı iddiaları geri çevirdi. Avrupa Birliği mültecilere para ödememek için ipe un seriyor ama İnsan Hakları İzleme Örgütünün Almanya şubesi başkanı Wenzel Michalski Türkiye’nin sınırlarını açmasını istiyor. Tipik Avrupa Birliği tutumu değil mi? Beş kuruş harcamadan, ellerini taşın altına koymadan derenin taşıyla derenin kuşunu avlama peşindeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa Birliğine meydan okuyuşu, üç kuruşa beş köfte olmayacağının alaturka ifadesinden başka bir şey değil. Avrupalılar elmaşekeriyle çocuk kandırır gibi vize muafiyeti adı altında sözde Türkiye’nin aklını çelme derdindeydi lakin Brüksel’deki hesapları Beştepe’ye uymadı.
İşin gerçeğini de Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “3 milyon mülteciye bu millet bakıyor. Ne dediler? ‘Biz size yılda 3 milyar Euro vereceğiz’. Peki, bu parayı verdiler mi şu ana kadar? Yok. Hala orta sahada top çeviriyorlar. Verecekseniz verin.” “Buraya geliyor yöneticiler, gidiyor bizim kamplarımızı geziyor, öbür taraftan da diyor ki ‘Bize proje gönderin’. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz ne projesi? Şu anda 25 tane kamp var. Bu kampları görüyorsunuz. Proje diye bir şey yok. Biz uyguladık.” açıklamasıyla öğrendi.

Akılları sıra Türkiye’yi kayıtsız şartsız teslim almak istediler. Vize muafiyeti karşılığında parasız pulsuz göçmen işinden yırtacaklardı. Üst perdeden tehdit ve şantaj içerikli beyanatları oldu. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker Ankara’nın terörle mücadele yasasını değiştirmek de dahil” üzerinde uzlaşılan taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda mülteci anlaşmasının çökeceğini söyledi. Avrupa Birliği ile vize serbestisi görüşmelerine ilişkin konuşan Bakan Bozkır, “Karşılıklı güvene dayalı yaptığımız tüm anlaşmalar tehlikede” açıklaması yaptı. Ankara’nın resti dengeleri yeniden değiştirdi.

Brüksel tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı. AB Komisyonu, Türkiye’nin Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik yapmayı reddetmesinin Ankara ile varılan anlaşmayı sona erdirmeyeceğini duyurdu. Komisyon Sözcüsü, Margaritis Schinas konu üzerinde çalışmalarının devam ettiğini belirtti, sürecin sonlanmadığına vurgu yaptı. Avrupa Parlamentosu genel kurul oturumunda konuşan AB Komisyonu Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu AB Komisyonu Üyesi Dimitris Avramopoulos ise vize muafiyeti konusunda “Avrupa’nın bir B planının olmadığını” kaydederek, “Türk hükümeti sayesinde Yunanistan’a kaçak geçenlerin sayısında çok büyük azalmaların olduğunu” söylemesi Türkiye’nin haklılığını teyit etti.

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar