Güney Kafkasya’da Amerika ve Rusya’nın üs savaşı!

Misak-ı Milli’ye Karşı BOP’ta Revizyon: “Genişletilmiş Şii Devleti”

Azerbaycan ingilterenin Şii Sünni oyununu bozabilecekmi

Müsəlman aləmində islamçı oyanışın tənəzzül tarixçəsi

Darbenin amacı TSK ile PYD’yi Suriye’de müttefik yapmaktı!

Gündem 27 Ekim 2016
636

FETÖ soruşturması kapsamında daha düne kadar FETÖcülerin ekmeğini yiyip kılıcını sallayan, bir dönem cemaatin sözcüsü olarak anılan ve Zaman gazetesinde genel yayın yönetmenliğinde bulunan Hüseyin Gülerce’nin, bilirkişi sıfatıyla dinlenmesi gerçekten trajikomik bir durum. Bir başka trajikomik durumda 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bir gecekonduda saklandığını açıklayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e, FETÖcülerin 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği darbe kalkışmasına karşı gösterdiği “milli duruş, tereddütsüz dirayet ve cesaretinden” dolayı Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı tarafından, “Üstün Feragat ve Cesaret Beratı” verilmesi. (Bkz.http://odatv.com/darbe-gecesi-gecekonduda-saklanan-gokceke-bakin-ne-verildi-2610161200.html)

Kamuoyunda ve şahsımda FETÖ terör örgütüyle mücadelede konsept değişikliği olduğuna dair bir izlenim var. Bu değişikliğin güya toplumda oluştuğu iddia edilen Hükümet karşıtlığı ile ilgili olduğu iddia ediliyor. FETÖcülerin hükümet karşıtı olması kadar doğal olan nedir? Ancak bana kalırsa en büyük sıkıntı, sahipleri ve ortakları Fetöcü suçlamasıyla tutuklanan ve şirketlerine kayyum atanan, maaş almakta zorluk çeken çalışanların gelecek ve maişet sorunudur. Oluştuğu iddia edilen hükümet karşıtlığının nedeni ve sosyal tabanı budur. Fransa’da katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullandığı “Türkiye’nin Charles de Gaulle’üdür” sözleriyle dikkati çeken Paris Match Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Gilles Martin-Chauffier’ın, “Erdoğan’ın, diğer Avrupalı siyasetçilerde olmayan güçlü bir iradeye sahip olduğunu” söylemesini bir kenara koyun, ‘-seçmende hükümet karşıtı taban güç buluyor aman dikkat edelim’ safsatasıyla mevcut iktidarı ve özellikle Cumhurbaşkanı etkilemeye çalışan marazi zihniyeti bir kenara koyun.

Darbecilerin arkasındaki uluslararası şer odakları, hükümetin derin kulaklarına bu söylemi sureti haktan görünen suflörleriyle üflüyor. Ne yazık ki ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan adayı Donald Trump kadar olamıyorlar. Trump; Demokrat Partili rakibi Hillary Clinton’ın dış politika planlarını eleştirerek, Suriye üzerinden Üçüncü Dünya Savaşı çıkabileceğini öne sürüyor ve diyor ki; İŞİD’e karşı mücadelenin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı yönetimi bırakmaya ikna etmekten daha büyük bir öncelik olduğunu, Suriye’de artık Suriye’ye karşı değil, nükleer bir güç olan Rusya ve İran’a karşı savaşıldığını söylüyor. Turmp’un bu açıklamaları ile FETÖcüler arasındaki irtibata’ ne alâka’ veya’ alâkaya çay demle’ türünden serzenişlerinizi duyabiliyorum.

Şöyle ki; Washinton Post yazarı ABD’li gazeteci Ignatius, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG denetimindeki Suriye Demokratik Güçleri’nden bir heyetin İncirlik’te darbeci askerlerle görüştüğünü iddia etti. Ignatius, “ABD, mayıs ayında Münbiç operasyonundan önce, YPG denetimindeki Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) bir heyeti İncirlik Hava Üssü’ne getirdi ancak Türk ve Kürtler arasındaki farklılıkları çözme çabası darbe girişiminin ardından işe yaramadı. SDG ile görüşen generaller şimdi darbe girişimiyle nedeniyle tutuklu.” ifadelerine yer verdi. ABD’nin Irak, Mısır, Lübnan ve başka yerlerde kendi adına riskler alan güçlerin arkasında durmadığını kaydeden Ignatius, şimdi ise terör örgütü IŞİD ile mücadelede ABD’nin en iyi müttefiki YPG’yi yarı yolda bıraktığını ve Ortadoğu’da ABD ile müttefik olmanın tehlikeli olabileceğini belirtti. (Bkz. http://aa.com.tr/tr/dunya/washinton-post-yazari-ignatius-ypg-incirlikte-darbeci-askerlerle-gorustu/673096 )

Neymiş efendim; ABD’nin akıl fukarası sığır çobanları, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG denetimindeki Suriye Demokratik Güçleri’nden bir heyetin İncirlik’te darbeci askerlerle görüştürmüş, eğer darbe girişiminde başarılı olsalarmış, Türk Silahlı Kuvvetleri, YPG güçlerinin arkasına ulanarak ABDli sığır çobanlarının yol göstermesiyle Suriye’de müşterek ve müttefik operasyonlara katılacakmış. Şahsen PYD ile Türkiye arasında çok ciddi sorunlar olduğunu düşünmüyorum, ayrıca PYD’nin tabanını oluşturan Kürt halkının da Türkiye’ye düşman olduğunu sanmıyorum. PYD; Türkiye’nin konjuktrel ihtiyacına göre kendi konumunu belirler, Türkiye’nin dosta ihtiyacı varsa dost, düşmana ihtiyacı varsa düşman olur. TSK’nın itirazı, ABD’nin bölgedeki insan kaynaklarını kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda kullanmak istemesi ve bölgedeki diğer büyük ve küçük aktörlere bu çıkarlara hizmet etme onuru dışında başka bir şans tanımaması.

IŞİD’e karşı oluşturulan uluslararası koalisyonun Suriye ve Irak’taki operasyonlarından sorumlu komutanı Stephen Townsend, “Rakka’nın DEAŞ’ın elinden kurtarılması için YPG’nin de bileşenlerinden biri olan Demokratik Suriye Güçleri operasyonda yer alacağını, PYD’yi de bünyesinde barındıran SDG ile kentin izole edilmesini hedeflediklerini, kısa sürede bu tür bir operasyonu yapabilecek tek güç, çoğunluğunu YPG savaşçılarının oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri olduğunu” söylüyor. Stephen Townsend’ın 29 Nisan 1916’da Halil paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin perişan ettiği ve esir aldığı İngiliz kuvvetleri komutanı General CharlesTawshend ile akrabalığı var mı bilmiyorum. Galiba Stephen; Alman Afgan kırması ve Amerikalı bir ailenin yetiştirmesi. Tavsiyem tarihi yeniden okusun ayağını denk alsın!

Ömür Çelikdönmez
Twitter: @oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar

Yazıya 1 yorum yapılmış.

metin hasırcı 27 Ekim 2016

Hayli istifad ettim. Tovsande tavsiyeniz pek güzeldi. Fiemanillah