Vizyon

Erdoğan Türkiye’nin devlet olarak kalmasını istiyorsa, o zaman Gülencileri temizlemeli

Türkiye Eritre ilişkileri ve Afrika boynuzunda devlerin savaşı!

Rejim-Ruhani Gerilimi: Ruhani’nin Hedefi

Siyasal İslamcılarla Stalinsever Komünistlerin Ortak Yanları Bir Yazının Hatırlattıkları

İstanbul, ABD ve Rusya’ya direndi ya Riyad?

Türkiye 27 Ocak 2016
416

İstanbul, ABD ve Rusya’ya direndi ya Riyad?

ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden’ın Türkiye ziyaretinde, Cumhurbaşkanı ve Başbakan seviyesinde yapılan toplam beş saatlik temasın hem konvansiyonel hem stratejik sonuçları karara bağladığı, vitrinin ise flu kaldığı söylenebilir.

Öte yandan Biden ile aynı gün ve gündem ile S. Arabistan ziyareti gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin müzakerelerinin daha belirgin olduğunu söyleyebiliriz.. Önemi, İstanbul’un işte o flu bölümlerini aydınlatma olasılığıdır!

Suriye barış görüşmelerinin serencamına ilişkin Kerry’nin Biden’dan “başarılı”.. Kerry, daha ayın 23’ünde görüşmelerin Cenevre’de devam edeceğini açıkladı. Böylece bir ayağı İstanbul’da “topallıyor” görünen Cenevre sürecinin Riyad ayağı yere bastı.

Tabii soru şudur; tüm bu gelişmeler sırasında Riyad ile eş-plan yürüten Ankara’yla arasında nasıl konuşmalar geçti? Çünkü Biden ile Kerry konuştular!

ABD’nin Cenevre görüşmelerine katılacak Suriyeli muhalif grupların yapısına ilişkin Suud hükümetiyle bir anlaşmaya vardığı-kimi muhalif grupların, ‘katılmazsak ABD siyasi ve askeri desteğini çekeceğini söyledi’ iddiaları-eşliğinde gözlendi!

KERRY RİYAD’DAN MOSKOVA’YI ARADI…

Peki, Ankara bu gelişmelerden en azından S. Arabistan eliyle haberdar edildi mi? Akıl danışıldı mı? İki soruya da “evet” diyebiliriz hatta Amerikan tarafından da Ankara’yla bazı dipnotlar verildi diyebiliriz.

=Gelişmeler hayra mı söylemek için erken ama bildiğimiz şu; Moskova, Kerry’nin vardığı sonuçtan memnun!

Ayın 23’ünde Dışişleri Bakanı Kerry, Riyad’dan Rus muhatabı Sergey Lavrov’u aradı.. Ardından da Rus Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklama yayınlandı. Satırları da, satır araları da Kremlin’in Riyad’daki gelişmelerden rahatsızlık duymadığını gösteriyor. Tersine, Kerry’nin “iyi iş çıkardığı” dahi düşünülüyor olabilir. (‘Lavrov, Kerry are for involvement in Syrian political process’, 23/01, TASS.)

SUUDİ ARABİSTAN, TAHRAN ELÇİLİĞİNİ AÇARSA?!

Riyad’ın ulusal güvenlik ve iç istikrarından beslenen kaygıları; eninde-sonunda gelip ABD-İran yakınlaşmasına, potansiyel metastazlarına yaslanıyor. Püf noktası, Washington’un bu engelin üzerinden nasıl atladığı? Kimse Beyaz Saray’ın İran ile ilişkilerini çelmeleyecek bir politika izleyeceğine inanmaz. İnanmaz ama kimse Riyad-Tahran arasına ABD’nin sıkışıp kalacağına da inanmasın. (Bu cümlenin içinden ABD’yi çıkarıp ‘Ankara’yı koyduğunuzda da durum değişmeyebilir!)

ABD Dışişleri, S. Arabistan ziyareti boyunca İran hakkında söylenen tüm iğnelemeleri duymazdan geldi. Bu, Washington’un İran hassasiyetini tekraren ispatlıyor ama S. Arabistan’la ilişkilerini savurmayacağını da işaretliyor.

Yine de, gözlerimizle gördüklerimiz, kulaklarımızla işittiklerimiz dahil hepsi illüzyon olabilir! Biden ve Kerry’nin, İstanbul-Riyad hattı kurulmadan önce, ayın 22’sinde-yani Kerry’nin uçağı Ortadoğu’ya doğru havalanırken-servis edilmiş bir haberi paylaşayım; “Kerry’nin S. Arabistan’a hareket ettiği akşam bir ABD yetkilisi, açık bir şekilde, Riyad’ın Tahran’daki büyükelçiliğini yeniden açacağına dair umudunu ifade etti. Bu da, ABD’nin Suudi-İran anlaşmazlığını sakinleştirip, bunun yerine uzlaşma önerdiğine dair Riyad’a net bir işaret verdi.” (‘U.S. ‘hopes’ Saudi Arabia may reopen Tehran embassy’, 22/01, Reuters.)

Böyle bir şeyin ne anlama geleceği, havadaki uçağı geçerek Riyad ve Tahran’a erişen bu “zarfın” iki ülkeye ne söylediğini-yalan veya doğru-kavramak gerekmiyor mu?

İRAN VE S.ARABİSTAN KİMİN AĞZINDAN KONUŞUYOR?

O halde ve müsaadenizle, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in şu açıklamasını ve tarihini de hepsinin üzerine yapıştıralım; “Tahran’daki Suudi Büyükelçiliği’ne yapılan saldırıyı kınıyorum. İran’daki Suud elçiliğine yapılan saldırı İran’a ve İslam’a zarar verdi.” (‘Khamenei condemns attack on Saudi embassy in Tehran’, Tarih: 20/01, The Lebanon Daily Star.)

Herhalde bir şeyler hissettiniz! Bu karşılıklı jestler, “çifte ziyaret” boyunca aktı ve Türkiye bir yandan Biden’a açtığı haritalar üzerinden, “uzaktan iyi göremiyorsunuz herhalde, buyurun bir de bu ölçekten bakın” derken, diğer taraftan da Amerika’nın kurmaya çalıştığı, “Riyad-Tahran-İstanbul” hattını takip etti. İran dinî liderinin Riyad’a selam gönderen sözleri herhalde düşünülmeden ve Moskova’dan habersiz kurulamaz.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in uluslararası bir medya kuruluşuna verdiği son mülakatından alıntı yaparak, “yeni dekore edilmiş küresel sahne”ye giriş yapalım…

“Suudi Arabistan ile görülecek bir hesabımız yok. Gerçek şu ki bölgemizdeki istikrarsızlığa sebep olan şey, Arap Baharı’nın ardından paniğe kapılan Suudi Arabistan’daki paniktir. İran ve Suudi Arabistan’ın bölgede birbirine yardım edebilen, birbirini tamamlayabilen iki önemli oyuncu olabileceğine inanıyoruz. Suudi Arabistan’ı bölgeden uzaklaştırmakla ilgilenmiyoruz. Suudi Arabistan, bu bölgedeki önemli bir oyuncudur.”

Bu “direkt mesajlar”, iki ülkenin aralarındaki en berbat aşamayı geçmiş olduklarını gösterir mi?

Neticede Suudiler, önümüzdeki hafta gerçekleşecek Suriye barış görüşmelerini, yani ABD-Rusya projesini, hadi ‘kabul ettiler’ demeyelim, rayında tuttular.

Bu satırlar yazılırken, PYD’nin görüşmelere ‘nasıl’ katılacağı, Rusya’nın reaksiyonu ve Riyad’daki muhaliflerin nasıl pozisyon alacağı belli değildi. Belli ki ilginç gelişmeler olacak.

Nedret Ersanel/yenişafak

Yorumlar