Vizyon

Putin’le Rusça konuşan Türk genç

Ərbakanın “cücərmiş” arzusu: D-8

Kardeş kardeşe borç vermez

Sabah gazetesi futbol yazarı Mevlüt Tezel’e

İstihbaratçı imamlar Almanya ve Hollanda’yı korkuttu!

Gündem 14 Aralık 2016
1.034

Eskişehir yolu üzerinde yer alan Diyanet İşler Başkanlığı ile Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin karşı karşıya olduğunu Ankaralılar bilir. Aslında bu bir tesadüf değildir. Çünkü Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı (3 Mart 1924 tarihli) aynı kanunla kurulmuştur. İstanbul’daki terör saldırısında şehit düşen polis memurunun Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde kılınan cenaze namazına katılan CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun, daha sonra Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’i makamında ziyaret ettiği, sohbet sırasında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, “Bugün yaşadığımız dünyaya baktığımızda Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün 100 yıl ileriyi gördüğüne tanık oluyoruz” dediği basında yer aldı. (Bkz. https://tr.sputniknews.com/turkiye/201612141026301094-gormez-diyanet-ataturk/ )

Diyanet İşleri Başkanlığı, 12 bakanlığı geride bırakan bütçesine karşın her yıl aldığı ek ödeneklerle dev bir harcama olanağına sahip. Cumhurbaşkanlığına 434 milyon, Başbakanlığa 1 milyar 99 milyon lira ayrılan 2016 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı 6 milyar 482 milyon 979 bin liralık bütçe ile aralarında Bilim ve Sanayi, İçişleri, Kültür ve Turizm, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gençlik ve Spor ile Dışişleri Bakanlıklarının da bulunduğu 12 bakanlıktan daha fazla bütçe ödeneği aldı. Milli İstihbarat Teşkilatı da 1 milyar 636 bin 803 liralık bütçesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gerisinde kaldı. Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) yüzde 21.93 artışla 1 milyar 995 milyon lira bütçe ayrıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçeden ayrılan pay ise Başbakanlık’ı dörde katladı. (Bkz. http://www.hurriyet.com.tr/mit-butcesi-yuzde-21-artti-diyanetin-payi-basbakanlikin-dort-kati-40267791 )

Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik dezenformasyonun önlenmesi, milli kimliklerini muhafaza edebilmelerinin sağlanması ve Avrupa ülkelerinin gizli servislerince desteklenen bölücü ve aşırı dinci yapılanmalardan vatandaşlarımızın korunması için Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı imamların görev tanımları olduğu kesin. DİTİB’le irtibatlı din görevlilerinin Avrupa’da yaşayan Türk diasporasını her türlü zararlı fikir ve eylemlerden uzak tutulmasında önemli faaliyetlerde bulunduğu biliniyor. Doğal olarak Avrupa Birliği ülkeleri gizli servis elamanlarının Türklerden ajan devşirmelerinin önlenmesi de söz konusu. Avrupa ülkelerinin Türkleri, kültürel ve dini dejanarasyona uğratamadıkları kesin. Aynı hususu özellikle Fransa’da yaşayan Kuzey Afrikalılar, Cezayirliler için söylemek mümkün değil.

Bu nedenle zaman zaman DİTİB mensuplarına yönelik karalama furyası yaşanabiliyor. Alman istihbaratı DİTİB imamlarını yakından izliyor. Örneğin Alman Die Welt gazetesi, Alman milletvekillerinin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Almanya’daki faaliyetlerinin incelenmesi talebinde bulunacağını yazmıştı. Die Welt, MİT’in Almanya’daki istihbarat görevlileri ve sayıları 6 bini bulan “muhbirleri” ile, Türkiye kökenli Almanları izlediğini ve baskı altında tuttuğunu iddia etmiş, Gazeteye konuşan Alman Yeşiller Partisi’nin güvenlik ve istihbarat konularında uzman milletvekili Hans-Christian Ströbele, konuyu Alman Federal Meclisi Parlamento Kontrol Komitesi’ne taşıyacağını belirtmişti. “MİT’in Almanya’da inanılmaz gizli faaliyetleri var” diyen Ströbele, Almanya iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı, dış istihbarat teşkilatı BND ve polisin Türkiye ile işbirliğini denetlemesi gerektiğine dikkat çekmişti.

Almanya’da yaşayan Türkiye vatandaşı ve Türkiye kökenli Almanya vatandaşlarının sayısının 3 milyon civarında tahmin edildiğini belirten Die Welt’ın haberine çok geçmeden İngiliz gazeteleri de geniş yer ayırdı. Times gazetesi konuyla ilgili haberinde MİT’i, eski Doğu Almanya’nın güvenlik ve istihbarat birimi Stasi’ye benzetti ve “Geçen yıl Almanya’da ortaya çıkan belgeler, casus ağının Türkiye’ye pahalıya patlamadığını, birçok muhbirin sadece Erdoğan’a bağlılıkları nedeniyle gönüllü olarak çalıştığını gösterdiği” kaydedildi. Bir diğer İngiliz gazetesi Financial Times ise “Almanya’daki Türk toplumu Erdoğan’ı destekleyenler ve onun İslamcı ve giderek otoriterleşen politikalarını eleştirenler olarak ikiye bölünmüş durumda” ifadesi kullanıldı. Almanya’nın önde gelen Der Spiegel dergisi de Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen’e yönelik soruşturmada Alman dış istihbarat servisi BND’den de yardım istediğini yazmıştı. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37162307 )
Almanya’daki Türk toplumuna yönelik Almanlaştırma faaliyetlerinin başarısızlığı Alman politikacılara saç baş yoldurduğundan, işi şansa bırakma niyetinde değiller. DİTİB’in doğal yapısı gereği Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini ve vatandaşlarının milli ve dini kimliklerini korumalarını önceleyen duruşundan rahatsız oldukları kesin. Yeşiller’in din işlerinden sorumlu sözcüsü Volker Beck, “Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) adlı kuruluşun Türk makamları için casusluk faaliyetlerini desteklediği kesinleşirse, bunun eyalet hükümetlerinin bu kuruluşla işbirliğine etkileri olacaktır. O zaman sert önlemler gerekecektir” diye konuştu.
Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından atamayla Almanya’ya gönderilen din görevlileri ve DİTİB’e yönelik geçen hafta casusluk iddiaları öne sürülmüştü. Alman medyasında yer alan haberlerde, DİTİB imamlarının Türk istihbaratı ve diğer devlet kurumları için çalıştıkları iddia edilmişti. İmamların, Türkiye’deki kurumlara raporlar yazdığı, hatta bazı durumlarda tehditte bulunulduğu iddia edilmişti. DİTİB bu iddiaları reddetmiş, sert bir dille eleştirmişti. (Bkz. http://www.dw.com/tr/ye%C5%9Filler-ditib-imamlar%C4%B1-i%C3%A7in-rapor-istiyor/a-36752932 ) Türk imamlardan rahatsız olan bir başka ülke de Hollanda. Bu rahatsızlığı kamuoyu ile paylaşan ve gündeme taşıyan Sosyal işlerden sorumlu bakan yardımcısı Jetta Klijnsma oldu. Hollanda hükümeti, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı imamların yurt dışındaki Türk vatandaşları hakkında istihbarat topladığı haberleri üzerine, mağdur kişileri suç duyurusunda bulunmaya çağırdı.
Türkiye kökenli kişilerin kimlik bilgilerini gizli tutarak şikâyette bulunabileceklerini söyleyen Sosyal işlerden sorumlu bakan yardımcısı Jetta Klijnsma Türk düşmanı değil. İşçi partili politikacı bedensel engelli olmasına rağmen oldukça başarılı bir isim. 2012’de Rotterdam’da Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı Mevlana Camisinde düzenlenen toplantıya Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk’le birlikte katılmıştı. (Bkz. https://www.akparti.org.tr/site/haberler/hollandadaki-vatandaslarimiz-artik-gocmen-degil/24081#1) Emeklilerin alım gücünün korunması amacıyla yapılan parasal yardımın 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren, Hollanda’da yaşanılan süreye göre belirleneceği düzenlenmesinde yaşanan tartışmalarda, Jetta Klijnsma, değişikliğin ayrımcılık olmadığını ileri sürmüştü. Hollanda’da yaşayan Türkler, Sosyal İşler ve İstihdam Devlet Sekreteri Jetta Klijnsma’ın ismini dil öğrenmeyenlere sosyal ödenek verilmemesini öngören tasarıyı hazırlayan kişi olarak biliyor.
Jetta Klijnsma’ın çabalarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 38 farklı ülkede din görevlileri aracılığıyla istihbarat topladığı haberleri, Hollanda Meclisi’nin gündemine yansıdı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından TBMM Darbe Komisyonu’na iletilen belgelerde, Fethullah Gülen grubuna yakın kişi ve kuruluşlar hakkında, imamlar tarafından elde edilen bilgilere yer verilmişti. Hollanda’daki siyasi parti temsilcileri, geçtiğimiz Salı günü bu konuyu meclis gündemine taşıyarak, hükümetten açıklama istediler. Hıristiyan Demokrat Parti (CDA) Milletvekili Pieter Heerma, Türkiye’nin Diyanet aracılığıyla Hollanda toplumuna etkisinin sona erdirilmesini istedi. Heerma, “Türkiye’nin bu uzun kolu” konusunda etkin mücadele çağrısı yaptı.
Toplumcu Reform Partisi (SGP) Milletvekili Roelof Bishop da, Diyanet’in Hollanda’daki Müslümanların radikalleşmesini önleme bahanesiyle görevini kötüye kullandığını öne sürdü. Sosyal işlerden sorumlu bakan yardımcısı Jetta Klijnsma, basında yer alan haberleri, “istenmeyen bir durum” diye değerlendirdi ve Türk örgütleri tarafından tehdit ya da taciz edildiğini düşünen kişileri suç duyurusunda bulunmaya çağırdı. Klijnsma, bu şikayetlerin, kimlik bilgileri gizlenerek de yapılabileceğini vurguladı. Türk yetkililerle düzenli iletişim halinde olduklarını belirten Hollandalı bakan yardımcısı, Şubat ayında bu konuda meclise daha kapsamlı bilgi vereceğini söyledi. Alman Yeşiller Partisi de, “Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı imamların Türk hükümeti adına casusluk yaptığı” iddialarının araştırılması için federal meclise öneride bulunmuştu. (Bkz. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38309584)
İlk başlarda Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin talebi üzerine, Medeniyetler İttifakı projesi çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye’den atadığı din görevlilerin, Türkiye’nin milli çıkarlarını önceleyen anlayış ve söylemleri, Avrupalıları rahatsız ediyor. Avrupalılar, değiştiremedikleri, dönüştürmedikleri elimine edemedikleri din görevlilerini casusla suçlayarak, Türk toplumu nezdinde prestij kaybı yaşatmak istiyor. Avuçlarını yalarlar!

Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar