Man blows himself up at Abkhazia TV station

Suriye’deki ABD-Rusya anlaşması Esad açısından ne anlama geliyor?

Çin’in dış politikası: Kapasiteni fazla aşikar etme

Bir “alo”nun yoxluğundan min “lo”

Putin, Erdoğan ittifakı mümkün mü?

Gündem 4 Temmuz 2015
503

PUTİNUluslararası ilişkilerde son sürat baş döndürücü hareketlilik devam ediyor. ABD merkezli bir dünya algılamasına alternatif arayışları aynı zamanda kendi içinde kamplaşmaları da peşinden getirdi. Fransa eski Cumhurbaşkanı Sarkozy ile İsrail dışişleri bakanı Liberman ittifakı geçen yıllarda Türkiye karşıtı oluşmuş güçlü bir ittifaktı. Bu ittifak Obama-Erdoğan ittifakına da karşı yapılmış bir harekat olarak tarihe geçti. Fakat gelişmeler bu ittifakı devre dışı bıraktı. Obama ise ikinci döneminde bekleneni veremeyip Suriye’de Türkiye’yi sıkıntılı bir sürece sokunca artık Türkiye ve de müttefiki Erdoğan yalnızlaşmaya başladı. Özellikle Suriye Türkiye’nin en büyük dış politika sıkıntısı kırılma noktası oldu.

Dünyada yeni arayışlar ittifaklar genellikle baş vurulan bir yöntemdir. Türkiye karşıtlığının bir medeniyet düzleminde izahını yapamayanlar ve ya bu gerçekleri göremeyenler sürekli bir güvenli liman arayışında tek seçenek üzerinde hareket ettiler. Özellikle NATO macerası Türkiye’ye çok büyük tecrübeler kazandırırken aynı zamanda büyük bir tembelliğin başlamasını da peşinden getirdi. Batı seçeneği geçici mi yoksa bir medeniyet tasavvurunun son noktası mı olduğu tartışılmadan bir çok aydın yazar çizer düşünür kararını vermişti.

Ve artık batı bizim için ulaşılası son nokta olduğu kararı verilmiş dolayısıyla sistem tıkanmıştı. Planlaması iyi yapılmamış yeni ittifaklarla bu sistemin açılması yakın gelecekte mümkün gözükmemektedir. Özellikle batı ile kurduğumuz ve kurmaktan öte yorgun savaşçı gibi sığındığımız bir limandan medet umma, beklenti içine girme hastalığı Türkiye’yi bölgesel güç olmaktan uzaklaştırmış, NATO-Varşova arasında cephe ülkeye dönüştürmüştür. Medeniyet dinamikleri açısından bakıldığında daha dün sayılabilecek bir geçmiş zamanda dünya devleti, önemli bir medeniyetin temsilcisi sayılan Türkler bu hali nasıl kabullendiler sorusu gündeme gelmektedir. Yeni bir medeniyet tasavvuruna olan ihtiyaç artık her zamankinden daha çok kendini hissettirmektedir.

ABD, NATO ve AB yeni gelecekte geçmiş tercihlerden dolayı devam edecek ilişkiler yumağı olarak gündemimizde olacak fakat bu toplumuzda kolaycılığa sebep olmamalıdır. Beklentiler ile gelecek tasavvurunu kurgulamak çalışma temelinden uzaklaşıldığında mümkün gözükmemektedir. Biz bir ittifakın NATO-ABD-AB bağlamında tarafı mıyız yoksa o ittifakın esirimiyiz. Bu soru gelecek açısından son derece önemlidir. Eğer tarafıysak geçmiş yılların muhasebesini yapmakta fayda vardır. Türkiye bu ittifakın tüketim pazarı mı olacak yoksa bu ittifakta üzerine başka görevler mi yüklenecek. Bu ittifakın bünyesinde orta ölçekli sanayi problemini bile halledemeyen bir ülke olarak ittifak içerisinde kalmanın sağlıklı geleceğini sorgulamak gerekmektedir.

Gelecek yıllarda beklentilerin adını koymak ona göre planlama yapmak, şimdiye kadar yapılmamışsa bunun sebebini, sorumlularını bulmak gerekmektedir. Bu sorumluluk batı ittifakından mı kaynaklanmakta yoksa bizim idarecilerimizden mi kaynaklanmaktadır. Bu sorunun cevabı önemlidir. Zira uluslararası oluşan her bir problemde Türkiye’ye biçilen rol, neticede elde ettiği pozisyon ve ortaya çıkan sonuç açısından değerlendirildiğinde girişilen ittifakların alt yapısı temeli beklentileri iyi hesap edilememiş olduğuna kanaat getiriliyor. Bu bağlamda Türkiye’nin önünde oluşmuş, kangrene dönüşmüş problemlerin çözümü he geçen gün zorlaşmaktadır. Erdoğan Obama ittifakının sarpa sarması, Türkiye’ye karşı yeni oluşumların devreye girmesi ve Suriye krizi, Yeni seçenekleri, eski ittifakları dış politikada uygulanacak yol haritasını 7 Haziranda yapılan seçimlerden sonra ortaya çıkan tabloya göre yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.

Bakü’de gerçekleşen 1. Avrupa oyunlarında 2 ülkenin dışında hiç bir Avrupa devletinin açılış törenine katılmaması Türkiye ve Azerbaycan açısından dikkate değer bir analize ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Açılışa damgasını vuran Putin Erdoğan ikilisinin yaptığı görüşme yeni ittifaklar yeni arayışların da işaretini vermiş oldu. Fakat Putin’in tutumu ve dünyadan beklentileri ile Türkiye’nin konumu, sorumlulukları ve gelecek tasavvuru birbiriyle mukayese edilerek yeni bir anlayış ortaya konulmalıdır. NATO ittifakına girerken yapılan acemilikler şimdi bir kaçış refleksiyle tekrarlanmamalı. Batı ittifakıyla ilişkiler yeniden gözden geçirilirken iyi hesap edilemeyen Rusya ile yakınlaşmanın doğuracağı sonuçlar medeniyet tasavvuru yapması gereken Türkiye’ye çok şeyler kaybettirebilir. Planlaması temellendirilmesi iyi yapılacak bu ittifakın geleceği umutlu olabilir.

Fakat Türkiye tek ittifaklı bir seçenekten ziyade her bir ittifakın getirileri üzerinden bir ülke yönetimi daha mantıklı olur. Türkiye Rusya ilişkileri, olması gerekenden daha ilerilere taşınması bölgesel ilişki açısından son derece önemlidir. Soğuk savaş algısı ve beklentilerinin ötesine geçebilen bir Rusya ile soğuk savaşın cephe ülkesi Türkiye yeni gelecek kurgulamasında daha çok mesafe katetmeleri gerekmektedir. Başta birbirlerini algıladıkları eski alışkanlıklarını bir kenara bırakarak yeni bilgi kaynaklarını devreye sokmalılar. Putin Erdoğan, dolayısıyla Türkiye-Rusya ittifakının alt yapısı daha hazır değil, ama imkansız da değil. Sert dalgalar arasında sörf yapmak Türkiye’de dış politika yapmaktan daha kolaydır.

Dr. Hasan Oktay
KAFKASSAM Başkanı

Etiketler: , ,
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.