Vizyon

Putin’le Rusça konuşan Türk genç

Ərbakanın “cücərmiş” arzusu: D-8

Kardeş kardeşe borç vermez

Sabah gazetesi futbol yazarı Mevlüt Tezel’e

Rusya Ermenistan’ın Karabağ’dan çekilmesini istiyor!

Azerbaycan, Ermenistan, Manşet Üstü 8 Nisan 2016
2.390

Rusya Ermenistan’ın Karabağ’dan çekilmesini istiyor!
ömür
Rusya-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan arasındaki anlaşmazlık, felaket tellallarına epey iş çıkarıyor. Dağlık Karabağ’daki çatışma büyürse Rusya’nın kaybedebileceğini söyleyenler olduğu gibi Türkiye’nin çatışmaları körüklediği görüşünde olanlarda mevcut. Örneğin Komsomolskaya Pravda gazetesinde yer alan bir analizde, Moskova ve Ankara arasındaki krizin Dağlık Karabağ konusundaki gerginliği körüklediği, Azerbaycan ordusunda birçok askeri uzmanı görevlendiren Türkiye’nin eylemleri, Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarından ve Suriye Kürtlerine desteğinden dolayı Moskova’dan intikam alma girişimine dönüştürdüğü belirtiliyor.
Kafkasya’da başlayan çatışmanın bütün tarafları endişelendirdiği bir gerçek. Buna rağmen bir anda savaşın eşiğine gelindiği veya 20 yıllık ateşkesin kronik Karabağ sorunu tehdit etmediği gibi değerlendirmeleri doğru bulmuyorum. Sorunu sadece enerji jeopolitiği ile açıklamanın da yeterli olacağını düşünmüyorum. Elbette son zamanlarda hız kazanan, Kafkaslar ve Hazar’daki zengin rezervin AB’ye taşınmasına yönelik TANAP projesinin Rusları tedirgin ettiğini söylemek için medyum olmaya gerek yok!
TANAP projesine göre Hazar’dan Türkiye’ye 2018’e kadar ekstra yılda 16 milyar metreküp, 2026’ya kadar ise 31 milyar metreküp doğalgaz akacak. Bunun 6 milyarı Türkiye’ye, diğeri AB’ye gidecek. Türkiye’nin Ortadoğu’daki üç önemli doğalgaz koridoru projesi DAEŞ ve PYD terörü nedeniyle ertelenirken, Kafkaslardaki TANAP projesi öncesi de içte terör eylemlerinin, Azerbaycan’da Karabağ sorununun son zamanlarda hız kazanmasını bu şekilde açıklanması nesnel olamaz.
TANAP ile Türkiye üzerinden AB’ye akacak Azeri gazının bir anda yüzde 450 artacak olması ile Dağlık Karabağ sorunun alevlenmesi arasındaki kurulmaya çalışılan bağlantılar çokta objektif sayılmaz. Güney Kafkasya boru hatlarının Azerbaycan ve Gürcistan gelirlerini artırırken, Ermenistan devre dışı kalmasında sorun çıkmaması için Ermenilere sus payı verildiğini hepimiz biliyoruz. Ermeni Diasporasının arkasındaki Avrupalı güçler, Ermenilerin Avrupa endüstrisi için hayati öneme sahip bu projenin sekteye uğratmasına asla müsaade etmeyecektir. Ermenilerin maraz çıkarmasına hiç tahammülleri olmadığı söylenebilir. Ermenistan’ın TANAP Projesinde devre dışı bırakılması, Kafkasya’daki gerginlikte Ermenistan için tek başına bir neden gibi düşünülse de Ermenistan’ın ipini elinde tutan Rusya’nın buna müsaade etmeyeceği yaşanan son gelişmelerle ortada.
Çünkü Rusya’nın sorun çıkarması, Dağlık Karabağ yangınını körüklemesi uluslararası toplum nezdinde itibarını zedeleyeceği gibi petrol ve doğalgaz pazarını kaybetmesine yönelik bazı yaptırımlarla yeniden tanışmasına neden olabilecektir. Bazılarının iddia ettiği gibi TANAP ile 2026’da 31 milyar metreküpe çıkan Azerbaycan-Türkiye arasında 7 milyar metreküp doğalgaz boru hattı kapasitesi ile AB’nin Rusya’ya enerji bağımlılığın azalması, dolayısıyla fiyatların da düşmesi gibi bir sonuç görünürdeki nedenlerle doğru kabul edilemez.
Bu yanlış çıkarsamadan hareketle “çatışma TANAP’ın geçtiği güzergâha sıçrarsa, o zaman soruna Rusya ve Türkiye’ de taraf olmaya başlar” denilemez. Çünkü Rusya’nın en büyük problemi; enerji jeopolitiği kapsamında istihsal ettiği petrol ve doğalgazı pazarlamakta güçlük çekmesidir. Genel kanının aksine, petrol fiyatlarının düşmesi değil, artması Rusya ekonomisi için tehdit yaratabilir. İşte bu tamda bu nedenle Ermenistan’ın ortalığı karıştırması Rusya’nın enerji pazarını kaybetme korkusunu pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor!
Neden mi? Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve reformların hayata geçirilmeyişi ülke ekonomisinin önünü tıkamış durumda. Rusya’da halkın bankalara olan borçları kabarmaya devam ediyor. Ülkede çalışabilir nüfusun yaklaşık yüzde 60’ının kredi borcu bulunuyor. Rusya’da kredi borçlularının bankalara olan ortalama borcu 210 bin ruble civarında. Sorunlu kredilerin oranı ise ekonomik kriz döneminde yüzde 16,9 seviyesine ulaştı. Her sekiz kredi borçlusundan birinin vadesi 90 günü geçen borcu bulunuyor. Rusya’da aldığı maaştan memnun olmayan kişilerin sayısı krizde artışa geçti. FOM adlı kamuoyu araştırmaları şirketinin anketine göre, Rusya’da çalışanların yüzde 75’i maaşını yetersiz buluyor. Olası bir savaş Rusya’nın ekonomik sorunlarını katmerleştirmekten ve yeni ekonomik krizi tetiklemekten başka bir işe yaramayacaktır.
Dağlık Karabağ’da patlak veren Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında yaşanabilecek gelişmelere bakılırsa Kafkasya her an karışabilir. Kafkaslarda başlayan yangın Türkiye’yi de sarabilir. Ancak durum böyle değil. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un, Dağlık Karabağ’da yaşanan gerilimle ilgili olarak Moskova’nın Ankara’yı suçlamadığını söylemesi, ‘Tek millet –iki ülke’ sloganıyla hareket eden Türkiye ve Azerbaycan’ın Rusya nezdinde sorumlu tutulmadığı anlamına geldiği gibi, Rusya’nın Dağlık Karabağ meselesinde Ermenistan’ı yalnız bırakabileceğine dair bence önemli bir gelişme. Nitekim Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın da farkında olduğu bu durumu; Dağlık Karabağ Sorunu’nun tarafının Dağlık Karabağ yönetimi (Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ’da bulunan Ermeni idaresi) olduğunu belirtmesi dikkat çekici. Bu söylemiyle Ermenistan’ı savaşın dışında bırakma hamlesi yapmaya çalıştığı görülebilir. Bkz. Ömür Çelikdönmez / www.kafkassam.com / 07 Nisan 2016 /Dağlık Karabağ’a Karşı Güney Osetya mı?
Türkiye ile Rusya arasında Dağlık Karabağ’da savaşan taraflar üzerinden çatışma bekleyenler avuçlarını yalayacağı gibi Rusya’nın Azerbaycan’a müdahalesine bel bağlayanlarında aynı akıbetin kurbanı olacağı söylenebilir. Ermeni Haber Ajansı (ԿԱՅՔԻ ՄԱՍԻՆ) Karabağ’daki çatışmayı yakından takip ediyor. Bu nedenle yarı resmi hüviyeti ve temsil ettiği etnik toplumun bakış açısını net şekilde yansıttığı söylenebilir.
Ermeni Haber Ajansı EHA; 7 Nisan’da Rusya Başbakanı Dmitri Medvedev’in başkanlığındaki heyet resmi ziyaret için Ermenistan’ın başkenti Erivan’a geldiği, Karabağ sorununun barışçıl yolla çözülmesi gerekliliğini vurguladığı ve ”İhtilaf bölgesinde ateşkesin korunması ve sorunun siyasi yolla çözülmesi çok önemli. Karabağ sorununu askerler değil, diplomatlar çözmeli. Ölümler olmamalı. Rusya, bu soruna siyasi bir çözüm bulmak için AGİT Minsk grubu çerçevesinde elinden geleni yapmaya hazır. Gerginliğin tırmandırılmasına izin verilmemeli. Sorunun çözülmesi için var olan formata alternatif yok. Minsk Grubu’nun yetkileri BM güvenlik konseyi tarafından belirlenmiş.” dediğini aktarıyor. Ermenistan Başbakanının da Karabağ sorunun AGİT Minsk Grubu çerçevesinde çözülmesinin ve 1994 yılında imzalanmış ateşkes anlaşmasına sadık kalınması gerektiğinin altını çizdiği aynı haberde yer alıyor.
Rusya’nın ve Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da yaşanan son gelişmelerle ilgili resmi görüşlerinin ipuçları Rusya Başbakanı Dmitri Medvedevile Ermenistan Başbakanı Hovik Abrahamyan’ın yukarıda paylaşılan açıklamalarında gizli. 1994’te AGİT’in önerisiyle Minsk Grubu resmen oluşturuldu. Eş başkanlığını Rusya, ABD ve Fransa’nın yürüttüğü Minsk Grubu’nda Türkiye, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, Belarus, İsveç ve Finlandiya yer alıyor. Askeri çatışmalar sürecinde Azerbaycan ve Ermenistan’ın Ocak 1992’de bugünkü adıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na üye olmasıyla konu uluslararası platforma taşınmıştı.
11 Temmuz 2009’da, AGİT Minsk Grubunun Eşbaşkanları olarak ABD, Fransa ve RF Devlet Başkanlarının Yukarı Karabağ ihtilafı konusunda yayınladıkları ortak bildiri, anılan ülkelerin Eşbaşkan sıfatıyla üstlenmiş oldukları sorumluluğun somut bir tezahürü olarak görülmüş ve Türkiye tarafından memnuniyetle karşılanmıştı. Bildiride, anılan ülkelerin Dışişleri Bakanları tarafından Kasım 2007’de Madrid’de Ermenistan ve Azerbaycan’a sunulmuş olan “Yukarı Karabağ Sorununun Çözümüne İlişkin Temel İlkeler”e atıfta bulunulmuştu.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ziyarette bulunduğu Bakü’de Karabağ ile ilgili “Anlaşmanın bileşenleri artık masamızda” açıklamasını yorumladı. Balayan “2011 yılında Kazan’da taraflara sunulduğu ve Azerbaycan’ın reddettiği anlaşma masamızda. Daha Kazan’da görüşme sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev 10 yeni öneri sunmuş ve normalleşme ilkeleri üzerine anlaşmaya varılmasını fiilen bozdu” ifadelerini kullandı.
Balayan’ın sözünü ettiği “2011 yılında Kazan’da sunulan tasarı; ‘Madrid Prensipleri’ni kapsıyordu. ‘Madrid Prensipleri’ne göre, Dağlık Karabağ’ın nihai statüsü konusu askıya alınmalı ve işgal altındaki toprakların özgürleşmesi, Azeri nüfusun bölgeye geri dönmesi, hayati toplumsal kurumlar ve ulaşım altyapılarının oluşturulması gibi konulara öncelik verilmeliydi. Aynı zamanda tüm bu safhaların, Dağlık Karabağ’ın nihai statüsünü belirlemeye yarayacak mekanizma ile ilgili anlaşmaların imzalanmasının ardından başlaması öngörülüyordu. Bu şatlarda, Azerbaycan da ilk kez de facto Dağlık Karabağ hükümetini tanıyarak onunla birlikte çalışacaktı. Ancak Ermenistan tarafının unuttuğu veya görmezlikten geldiği husus, günümüzdeki küresel ve bölgesel konjonktürün Azerbaycan lehine Ermenistan aleyhine değiştiği gerçeğidir.
Türkiye, Azerbaycan’ın en önemli dış politika sorunu olan Yukarı Karabağ ihtilafına biran önce uluslararası hukuk çerçevesinde barışçı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla AGİT çerçevesinde faaliyet gösteren Minsk Grubu’nun çalışmalarına aktif olarak katılıyor ve Azerbaycan topraklarının işgali dolayısıyla 1993 yılından bu yana Ermenistan sınırını kapalı tutuyor. Türkiye, AGİT Minsk sürecini ihtilafa çözüm bulunabilecek uygun platform olarak görmeye devam ediyor. Ayrıca barış sürecinde mevcut tıkanıklığın aşılabilmesi için yaratıcı açılımlara gerek bulunduğu görüşünü savunuyor. Dolayısıyla Rusya ve ipini elinde tuttuğu Ermenistan Türkiye ile aynı çizgiye gelmiştir denilebilir. İşin özü Rusya’nın Ermenistan’ı sanılanın aksine işgal ettiği Dağlık Karabağ’ı tahliye etmeye uğraştığı söylenebilir.
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar