Vizyon

Mesut Barzani’nin engellediği hain plan nedir?

Kökteş Sözler İzinden Totemik Türk Dilinin Kökenleri: “Ata” Sözcüğü Örneği

Экспорт природного газа из Казахстана в Китай

Barzani Kaybetti Mi?

‘Rusya ile balayı iç savaşla bitti’

Gündem 7 Şubat 2016
331

‘Rusya ile balayı iç savaşla bitti’

cenk
Cenk Başlamış tarihe bizzat tanıklık etmiş bir gazeteci. Milliyet’in Moskova muhabiri olduğu 1989’dan 2010’a, yani Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başlayıp Rusya’nın dünyadaki yerini tekrar belirlemesine dek geçen sancılı yılların nabzını tuttu. Muhabirlik yılları ve sonrasında kaleme aldığı yazılardan bir kısmını “Gorbaçov’dan Putin’e: Rusya’nın Sırları” kitabında derledi. Kitabı ve kaçınılmaz olarak Türkiye- Rusya krizi hakkındaki Başlamış’la söyleştik.

– ‘Rusya’nın Sırları’ başlığı Winston Churchill’in oryantalizm kokulu “Rusya muammanın ortasında sırlarla dolu bir bulmaca” sözlerini anımsatıyor, ama kitap Rusların da sizin, bizim gibi olduğunu anlatıyor.

-Sırlar denince gizli belgeler ortalığa saçılacak gibi de anlaşılıyor, ama bu kitapta Rusya ve Ruslara dair yaşamın içinden çekilmiş kareler, ortalama okurun bilmediği minik minik bilgiler var. Kimse “Bu kitabı okumadan önce Rusya hakkında hiçbir şey bilmiyordum, son sayfayı çevirdim hâlâ bilmiyorum” diyemez. Kitabın amacı da bu zaten.

– Rusların ‘demokrasi istemediğini’ yazıyorsunuz. Devrim yapmış bir halk oysa. Ruslar kontrollü demokrasiye razı dersek ve sonra Araplar gibi isyan ederlerse bunu nasıl açıklarız?

-Önceliklerle açıklarız. Bir zamanlar kendilerini dünyanın iki merkezinden biri olarak gören, bana “Milliyet Rusça basılıyor değil mi?” diye soran Ruslar çok zor zamanlar geçirdi. İlk gittiğim yıllarda uğradığım mağazalar vardı. Yeni oluşan orta sınıfın demokrasi talebi çok sınırlı kaldı. Arap isyanları ise Rusya’yı yönetenleri dehşetli bir şekilde korkuttu. Bunun gerisinde ABD’nin olduğunu ve Suriye’de, İran’da ve Rusya’da aynısını deneyeceğini düşünüyorlar.

– ‘Rusya’yı yöneten, Putin’i iktidara taşıyan gizli servis’ tespitini açar mısınız?

-Moskova’ya gittiğimde proletarya diktatörlüğü değil, bir grup ayrıcalıklı insanın iktidarın nimetlerinden faydalandığını gördüm. Sıradan vatandaş ‘komünalka’larda, parti yetkilileri lüks içinde yaşıyordu. Sovyetler’in dağılmasının ardından gizli servisin adı değişti, ikiye bölündü, iktidarı sarsılır gibi oldu. Ağustos 1991’deki Gorbaçov’a yönelik darbe girişiminde başarısız olmaları da ağırlıklarını azaltmıştı. Darbeye direnip iktidara gelen Boris Yeltsin, yeni bir ülke kurma yükünün altında ezilmeye başladı. NATO’nun Yugoslavya operasyonunda Rusya itilip kakılan bir ülke konumuna düştü. Yeltsin’in sarhoşluğu, sekreterini gıdıklaması, Almanya’da orkestra şefinin batonunu alıp orkestrayı yönetmeye çalışması Rusya’nın imajını iyice dağıttı. Bir yandan Çeçenistan fiili bağımsızlık elde etti. Bu süreçte Yeltsin’in yerine Putin’in gelmesinin, gizli servisin ipleri yeniden ele almak için yaptığı bir darbe olduğunu düşünüyorum.

– Uçak krizine gelelim. Rusya’nın “Amerikalılara kıyasla Türklerle daha kolay başa çıkarız” düşüncesiyle krizin altyapısını hazırladığını söylüyorsunuz. Ama Türkiye’nin Rusya’ya pusu kurduğunu savunanlar da var.

-Putin iktidara geldikten sonra Rusya Türkiye’ye “Gelin bu bölgeyi birlikte idare edelim, ABD’yi dışarda tutalım” dedi. Ekonomik ilişkiler zaten çok yakındı. Tarihte ya rekabet ettiği ya da savaştığı, NATO üyesi Türkiye’yle bu balayının uzun sürmeyeceği belliydi. Uçağın düşürülmesinden sonra yaşananlara bakınca, Türkiye’nin ‘bir ders vermek’ istediğini ama neler olacağı konusunda fikri olmadığını düşünüyorum. Üst düzeydeki yakın ilişki sayesinde tepki sert olsa da birkaç haftada geçecek sandılar. Balayı aslında Suriye’de iç savaş başladığında bitmiş, ama pragmatik bir taktikle bu belli edilmemişti. Türkiye daha provokatif davranarak Esad’ı destekleyen Rusya’yı isim vererek suçladı. Ukrayna’da Malezya uçağı düşer düşmez Rusya’yı suçladık, Moskova’dan kalkan Suriye uçağını Ankara’ya indirdik. Rusya belki de bunları hep kenara yazdı, uçağın düşürülmesiyle bardak taştı. Bizimkilerin planı dahilinde gerçekleştiyse bu kötü bir plan. Ruslar pire için yorgan yakan bir millet, biz de çok farklı değiliz. Bunu göze aldılar mı, bundan emin değilim.

– NATO da çok ciddi bir destek vermedi Türkiye’ye. Onlar ne hesabı yapıyor?

-Türk-Rus yakınlaşmasından hiçbir zaman hoşlanmayan NATO, yani aslında ABD, ortalığı daha da karıştırmak ve tarafları birbirine düşürmek için böyle davranmış olabilir.

– Suriye’deki tablo değişti, Rusya hava kalkanı kurdu, hatta çözümün ABD ve Rusya’nın anlaşmasında yattığı dillendirildi. Rusya bu noktaya satranç hamlerini hesaplar gibi mi geldi?

-Rusya çok güçlü bir ülke olma potansiyeline sahip. Ayakları üzerinde duramasın diye Batı sürekli kafasına vuruyor. Rusların çemberi yarmak için yaptığı üç hareket var. Birincisi Gürcistan müdahalesi. İkincisi Kırım’ın ilhakı, ki bence Rusya Ukrayna’da tuzağa düşürüldü ve batıyla arasına koyduğu tampon bölgeyi kaybetti.

Üçüncüsü de Suriye müdahalesi. Bunun pek çok nedeni var. Suriye’nin feda edilemeyecek kadar önemli olması, Rusya’nın bölgedeki son kalesi olması, ABD’nin kararsız durması ve Rusya’nın boşluğu değerlendirmesi, Kırım’la gelen yaptırımlardan ve diplomatik ablukadan kurtulmak istemeleri… Rusya “Bakın bir de IŞİD’le savaşıyoruz, Suriye’de operayon yapacak kadar güçlendik” demek, ABD’yle yeniden eşit düzeyde ilişki kurabilmek gibi nedenlerle müdahale etti.

– Kitabınızdaki tabirle ‘dünyanın en pahalı kum kovalarını’ sattığımız Ruslar bizi affeder mi?

-Belki biz bu konuşmayı yaparken Erdoğan’la Putin telefonda konuşup anlaşır. Devlet adamları konumları gereği bu tür şeyleri unutabilir. Ama Türk ve Rus halkları o kadar kolay barışamaz. 25 yılda büyük çabalarla kurulan dostluk büyük darbe yedi. Rusya’da Türklere duyulan tepkiyi anlatmanın en kestirme yolu, Abdullah Öcalan’ı iade etmedikleri dönem Türkiye’de İtalya’ya duyulan korkunç tepki.

Cumhuriyet’ten Berivan Aydın’ın, Medya Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Cenk Başlamış’la “Rusya’nın Sırları” kitabı ve Türk-Rus ilişkileriyle ilgili söyleşisi

Yorumlar