The Nagorno-Karabakh conflict is too dangerous for the U.S. to ignore

Как теории профессора Лютфи Заде изменили мировую науку

Ankara-Moskova Hattında ‘Genişletilmiş Avrasya İttifakı’ ve Nazarbayev

Kırım Hanlığı

Teröre Karşı Kimin Ortak Cephesi?

Gündem 13 Ocak 2016
196

Teröre Karşı Kimin Ortak Cephesi?

 

 

Almanya Başbakanı Merkel, Suriye’de, Türkiye’de, Fransa’da veya Almanya’da olsun, teröristlerin tüm özgür insanların ve tüm insanlığın düşmanı olduğunu söyledi. Bu açıklaması ile bir anlamda “ortak hedefi” de ortaya koydu. Aynı dakikalarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de “teröre karşı ortak cephe” kuralım dedi. Üst üste gelen bu iki açıklama “ortak hedef”e yönelik “ortak cephe” anlamına geliyordu. Peki, durum gerçekte böyle mi?

Elbette hayır! Bunun böyle olmadığını sağır sultan bile biliyor. Terörü bir yöntem olarak benimsemiş ülkelerin, terör üzerinden kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye yönelik anlayışları devam ettiği sürece ortak bir cephe mümkün değil. Dolayısıyla, Merkel’in tabiriyle “özgür insanlar” ölmeye devam edecek.

 

***

Tabi burada bir de karşımıza “özgür insanlar” durumu çıkıyor. Almanlar ölünce “özgür insanlar”, diğerleri ölünce suspus!

Bu durumda sormazlar mı, on yıllardır Türk-İslam coğrafyasında teröristlerce katledilen on binlerce Müslüman için ne demeli diye? Onlar “özgür insanlar” kategorisine girmiyor muydu? Yoksa Batı halen bu coğrafyaları eski sömürgesi ve buradaki insanları kölesi olarak mı görünüyor? Ya da çıkar çatışmalarındaki “kurbanlar” mı?

YENİ SİSTEM TERÖR EKSENLİ

Putin ve diğerleri şunu gayet iyi biliyor ki, günümüz dünyasında çıkarların ön planda olduğu, çatıştırıldığı bir ortamda ortak cepheler ancak ve ancak yeni kamplaşmalar ile eşdeğerdir. Ne yazık ki, yeni uluslararası sistem terör eksenli kuruluyor. Sınırlar terörle mücadele üzerinden yeniden çiziliyor, yeni devletler/devletçikler bunun üzerine inşa ediliyor. Afganistan, Irak, Libya, Suriye vb. örnekler bu bağlamda  sadece birer başlangıç idi.

Nitekim, şimdilerde yeniden inşa süreçleri ve bu noktada müdahaleler küçük ölçekli devletlerden, orta ölçekli devletlere doğru kayıyor, aynen “Büyük Ortadoğu Projesi” haritasında öngörüldüğü gibi. Yani plan tıkır tıkır işliyor. Meydan savaşlarına girmeden, az para, tonlarca patlayıcı ve demografik hareketler, katliamlar ile büyük devletler “çıkarlarını koruyorlar”.

ARTIK TEHDİT PKK, DEĞİL DAEŞ!

Böylesi bir ortamda müttefiklik ilişkilerinin de bu çıkar anlayışı üzerine inşa edilmesi kaçınılmaz. Yani, sizin menfaatleriniz müttefikinizin çıkarları ile aynı noktada buluşmuyor ise, o zaman terör bir kez daha devreye giriyor. Nitekim Türkiye uzunca bir süredir terör üzerinden belli bir çizgiye çekilmeye çalışılıyor.

Şu an yapılmaya çalışılan “hedef” noktasında Türkiye’yi ikna çabası. Yani, Türkiye’ye gerçek tehdit PKK değil, DAEŞ deniliyor. Böylece, terörle mücadele adı altında Türkiye sahaya sürülerek İslam dünyasının kendi içinde bir çıkar savaşı, daha yerinde bir tabirle bir iç savaş başlatılmak isteniliyor.

Biliyorlar ki, Türkiye olmadan İslâm dünyasında bir iç savaş başlatılamaz. Ankara da bunun farkında ve bundan dolayı zaman kazanmaya çalışıyor. Ama anlaşıldığı kadarıyla artık Ankara’ya “kararını ver” deniliyor. Dolayısıyla zor bir süreçten geçiyoruz. Allah yar ve yardımcımız olsun.

“DEVLETLER ARASINDA DOST-DÜŞMAN OLMAZ”

Putin açıkladı, Rusya’nın bu kadar saldırgan olmasının altında yatan neden çıkarlarının göz ardı edilmesi ve buna yönelik saldırı diye.

Kullandığı ifade aynen şöyle: “Siz bana dost mu? Düşman mı? olduğumu soruyorsunuz. Devletler arası ilişkiler, insan ilişkilerinden oldukça farklıdır. Devletler arasında dost düşman yoktur. Karşılıklı çıkarlara dayalı hesap vardır. Bu yüzden ben dost değil, damat veya gelin de değilim. Ben 146 milyon Rusya halkının dünya arenasında çıkarlarını savunmak durumundaki olan Rusya devlet başkanıyım. Ülkeler arasında yapıcı ilişki yürütülmesinin belli başlı kuralı ise birbirine saygılı olmak. Daha doğrusu birbirinin çıkarlarına saygılı olmak. Bir defa konan oyunun kurallarını daha sonra değiştirmemek.”

***

Putin, nerede başladığı ve yine nerede bittiği belli olmayan bu ucu açık “çıkarlar” açıklamasıyla, aslında günümüzde devam eden ve her geçen gün daha da kirli bir boyut alan oyunun kendileri açısından nedenine ve “haklı gerekçelerine” dikkatleri çekiyor. Sonsuz barışın, ancak ve ancak kendi çıkarları üzerine kurulabileceğine işaret ediyor.

Bir diğer ifadeyle de, şu an için Suriye’ye kadar uzanan, akabinde bu gidişle Afrika içlerine kadar uzanabilecek, başka ülkelerin çıkar alanlarını hedef alan “Rusya/Sovyet çıkarlarını” adeta uluslararası ilişkilerin yeni bir kutsalı, dokunulmazı olarak ortaya koyuyor. Ve bu anlayış üzerine tüm dünyaya “teröre karşı ortak cephe” kuralım çağrısında bulunuyor. Putin, en azından daha dürüst bir şekilde tüm dünya ile kafa buluyor!

Prof.Dr.Mehmet Seyfettin EROL

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.