Vizyon

Vekâlet Savaşlarından Vekâlet Devlet’e: Kürdistan

Barzani’nin referandumu Irak Türkmenlerinin geleceğini nasıl etkiler?

tarihe abdulhamitçi ve kemalist hamasetten uzak bir dokunuş

TEZKEREYE DAİR

Kültür Artığı, İranlılık Ve Türk Kimliği

İran 22 Temmuz 2017
38

Kültür artığı kavramı, ünlü antropolog Malinowski’ye ait olan, toplumsal ve toplumsal kurum ve değerlerde yaşanan değişimi açıklamak adına son derece önemli bir kavramdır. Malinowski’ye göre tüm kültürel kurum ve pratikler, insanların toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıkar. Eğitimden sağlık alanına kadar tüm kültürel pratiklerin kökeninde bireyin toplum hayatı içinde gereksinimlerinin karşılanması arayışı bulunmaktadır. Malinowski’ye göre bu kültürel pratikler, ihtiyaçların sürekliliği ile paralel bir mevcudiyete sahiptir; ihtiyaçların zaman içerisinde değişime uğraması ile birlikte kültürel pratikler de bu değişimin yarattığı yeni ihtiyaçlara göre güncellenir. Fakat bazı durumlar, zamanın etkisi ile değişime uğrayarak işlevini kaybeden ve artık mevcut olmayan bir ihtiyacın nostaljik karşılığı niteliğine sahip olan bir takım kültürel pratikler yine de toplumsal alanda varlıklarını işlevsiz de olsa sürdürmeye devam ederler. Bu tip kültürel pratiklere kültür artığı adı verilmektedir.
Bu anlamda, günümüzde bu olgunun gözlemlenebileceği sayısız örneklem arasında dikkat çekici niteliğe sahip olan bir gelişme süreci kendisini göstermektedir. İran’da, Rıza Şah döneminde uygulanan Farslaştırma politikaları ve İslam Devrimi sonrası İranlılık’a evrilen kimlik politikaları günümüze gelindiğinde büyük bir değişime uğramış durumdadır. Farslaştırma politikasının, özellikle İran Türkleri üzerinde yarattığı karşıt tutum nedeniyle bu tutumun hafifletilmesi amacıyla ve çeşitli suni tarihsel tezlerle üretilen İranlılık kimliği, bugün için etkinliğini yitirmeye yüz tutmuş durumdadır. Gerek İran Türklerinde gözlemlenen milli bilinç, gerek Türkiye Türklerinde İran Türkleri konusunda artan hassasiyet ve bilinç, gerekse İran’ın son yıllarda İranlılık kimliğini beslemekten ziyade, özellikle dış politika etkisiyle oluşturduğu Fars-Şii etno-mezhepsel kimlik algısı ile birlikte İranlılık bugün itibariyle bir kültür artığına dönüşmeye yüz tutmuş durumdadır. Her geçen gün, kültürel ve siyasal bilinç ve talepleri artarak gelişen İran Türkleri, İranlılığın kültür artığı haline gelmesinin baş aktörü konumundadır. İran Türklerinin yanı sıra, İran’ın farklı coğrafyalarında yaşayan Fars olmayan halklar da yine bu süreci pekiştirmektedirler. Bununla birlikte, özellikle gençler arasında gittikçe yaygınlık kazanmaya başlayan anti-rejim tutumu ve din olgusunun işlevini ve etkinliğini kaybetmeye başlaması da, kültürel artığa dönüşümün adımlarından bir tanesidir. İran Türklerinin bir kültürel artığa dönüştürdüğü suni İranlılık kimliğinin alternatifi olarak mezhepsel aidiyeti öne çıkarma arayışında olan İran rejiminin bu anlamda başarı kazanması olanaksız görünmektedir.
Çağata Balçı

Yorumlar