Vizyon

ŞİA’nın ve Vehhabiliğin kalesini Sekülerizm yıkacak!

Kürdistan Devlet Tasavvuru Ve Barzani’nin Tutarsızlığı

İsrail’in yeni Afrika açılımı ne anlama geliyor?

Erdoğan Türkiye’nin devlet olarak kalmasını istiyorsa, o zaman Gülencileri temizlemeli

Rusya Kürt koridoru istemiyor!

Gündem 9 Şubat 2016
3.124

Rusya Kürt koridoru istemiyor!

ömürNeden istesin? Kimine göre bu bir ABD-İsrail projesi. Amerika’nın öncülüğünde, Kuzey Irak’tan Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridorunun kurulacağına dair haberler uzun suredir gündemde. Bu projenin asıl amacının; Kuzey Irak Kürtlerinin bağımsızlığını, Suriye Kürtlerinin özerkliğini falan hedeflemediği, Akdeniz’e açılan Kürt koridoru vasıtasıyla Kürt petrolünü Akdeniz’le buluşturmak olduğu söyleniyor. Yani anlayacağınız alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete. ABD yönetiminin Basra’dan Kuzey Irak’a bağlanacak yeni bir boru hattı konusunda temasları neticesinde, “Basra’dan Akdeniz’e Kürt Koridoru” planını pratikte gerçekleştirmek için Kürt gruplarla görüştüğü yıllar öncesinde ortaya çıkmıştı. Bu plana göre: Petrol ve gaz Basra’dan Kuzey Irak’a taşınacak. Kuzey Irak’tan da birincisi Türkiye üzerinden, ikincisi Suriye üzerinden Batı’ya ulaştırılacaktı.
Enerji kaynakları jeopolitiği doğrultusunda Suriye’de Irak bağlantılı Kürt özerk bölgesi oluşumlarına hız verilmesi düşünülmüştü. Bu çerçevede Basra’dan Zaho’ya uzanacak bir boru hattı projesi tamamlanmaya çalışılıyor. Hatta Türk EID İnşaat şirketi, Amerikalı Exxon için 120 km uzunluğunda, 90 milyon dolar değerinde yeni bir boru hattının inşaatına başlamış durumda. Bu hattı Exxon’a teslim edecek olan EID İnşaat, Basra’da da 250 milyon dolarlık bir başka projeyi de yürütmekte. “Kürt” Koridoru, Irak’ı kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetiminin Doğu Akdeniz’e çıkması olarak tanımlanıyor. Bu arada Irak’ın tahıl ambarı olan Türkmen kenti Telafar’da “Kürt” Koridoru içinde kalıyor. ABD ve İsrail’in “Kürt” Koridorunu açması, Irak’ın kuzeyindeki Kukla Devleti yaşatmak için zorunludur. Türkiye’nin himaye etmediği, denize açılamayan bir Kürt cumhuriyetinin bırakın yaşamasını nefes almasının bile mümkün olmadığı söylenebilir.
Sizce Rusya; ABD-İSRAİL ortak yapımı bu projeye onay verir mi? Vermiyorsa neden Kürt gruplarla dans ediyor? PYD’nin Cenevre görüşmelerine katılması için Rusya’da en az Amerika kadar ısrarcı olmadı mı? ABD Başkanı Barack Obama’nın IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün Kobani’ye gitmesinin ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’da soluğu Rojava’da aldı, PYD’nin Eş Başkanı Salih Müslim’le görüştü. Suriye’de yaşanan gelişmeler ve Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Suriye toplantıları müzakere edildi. Bogdanov, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararının tüm hükümlerinin uygulanması, müzakerelerde Suriye yönetimi ile birlikte Kürt gruplar da dâhil olmakla tüm muhaliflerin katılımının sağlanması gerektiğini belirtmiş.
Rusya devrimci Komünist söylemi terk edeli hayli oldu. Devrim ihracını İran’a bırakmıştı, onlarda sonradan Ruslara ayak uydurdu. Çünkü reel politik konjonktür, romantik devrimciliğe müsaade etmiyor. Bu nedenle Rusya, Marksist sosyal sınıf teorisi olan ve proleter enternasyonalizmin sloganı, “Dünyanın bütün işçileri, birleşin!” iddiasında değil. Hatta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Lenin’in Rusya’nın altına atom bombası yerleştirdiğini, savunuyor. “Onlara göre barışçıl devrime ihtiyacımız yoktu. İşte, o dönemdeki düşünce böyleydi” diyerek, yeni süreçteki Rusya’nın nasıl bir ideolojik akıl tutulması yaşadığını ortaya koyuyor.
Ermenilerle Kürtler, Birinci Dünya Savaşının koşullarında birbirlerine çok zarar veren iki etnik toplum. Hatta antropologlar bu iki etnik unsurun akraba olabileceğini söylüyor. Benim orasına aklım ermez. Ancak Ermenilerin yaşadıkları tecrübeyi Kürtlere aktarmalarını önemsiyorum. Çünkü Avrupa Devletlerinin, ABD’li misyonerlerin ve hatta Çarlık Rusya’sının kışkırtmasıyla tebaası oldukları Osmanlı Devletine isyan eden Ermeniler tehcirle tanıştılar, öldürdüler ve öldüler. Trajik olan Ermenileri kışkırtan ve kitle ölümlerine sebep olan Avrupalılar ve ABD’nin, Lozan’da Ermenilerin arkasında durmaması. Şimdi yine aynı şey Kürtler için geçerli.
Evet, Rusya Kürt koridoruna karşı. Dünya’nın birçok yerinde örneğin Ukrayna’da, Afganistan’da, Gürcistan’da Amerika ile çatışan Rusya’nın, Amerika’nın bel bağladığı, Türkiye’yi karşısına almak pahasına her türlü lojistik destek sağladığı Kürt gruplara aynı ölçüde yaklaşmaya çalışmasına ne demeli? Rusya’nın bu yaptığı akıl kârı mı? Amerika’dan rol mü çalıyor? Hepsine evet hepsine hayır! ABD’nin PKK’nın Suriye kolu PYD’yi Akdeniz’le buluşturma planı, Rusya sahaya inince sekteye uğramadı mı? Suriye’nin kuzeyinde, sınırımızda üç kanton oluşturan PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin Akdeniz’e ulaşma çabaları, Rusya’nın hava harekâtıyla boşa çıktı. Lazkiye-Şam arasını Esad’ın denetimine vermeyi planlayan Rusya’nın, “Kürt koridoru” rüyasının da sonu anlamına gelen bu hamlesi Amerika’yı kara kara düşündürüyor. Bu sürece Türkiye’nin de payını hesaba katın!
Ruslarında Kürtlere yönelik gizli gündemi var. Suriye Kürtlerini global çıkarları için cepheye süren küresel emperyalizm, bölgedeki en büyük ve en güçlü aktör Türkiye’nin Kürtlere yönelik askeri harekâtı karşısında sesini çıkarmayacak, Kürtleri Türklere kırdıracaklar. Sur, Cizre ve diğer yerleşim yerlerinde hendek kazdırarak Kürt toplumun istikbalini daha Nevruz gelmeden ateşe veren küresel emperyalizm, eğitim, silah ve mühimmat verdiği örgüt güçlerinin arkasında siyaseten durmadı. Eğer Kürtler, Demirci Kawa’nın özgürlük ateşini yakarak tarihin karanlığına gömdüğü zalim kral Dehhak’ı görmek istiyorlarsa arkalarına dönsünler ve kendilerini cepheye süren hain ele baksınlar. Demek istediğim tarih bir kez daha tekerrür ediyor. Bu kez Ermenilerin yerine Kürtler ön planda.
Rusya Kürt koridoruna siyaseten karşı. Çünkü biliyor ki, Kuzey Irak ve Suriye Kürtleri ABD ve Avrupa ile kendisine göre daha yakın ilişkiler içinde. Çünkü yaşlı Avrupa’nın gözü Ortadoğu’nun enerji kaynaklarında. İstedikleri kadar, çeşitlendirilebilir, sürdürülebilir enerji kaynağı arayışında olsunlar yine dönüp dolaşıp doğalgaz ve petrolden başka enerji kaynağını gözleri görmüyor. Kürt Koridoru Avrupa sömürgeciliğinin Orta Asya’ya açılan kapısı olmaktan başka bir şey değil. Rusya Kürt koridoruna ekonomik açıdan karşı. Çünkü Rusya kendi çıkardığı doğalgaz ve Petrolü satmak için Avrupa’yı pazar görüyor. Şimdiye kadar da öyleydi. Kürt koridoru projesiyle birlikte göz göre göre Avrupa pazarının elinden çıkmasına asla razı değil.
Amerika Türkiye’nin Suriye’ye kara harekâtı düzenlemesine karşı. Bunu açıkça ifade ediyor. PYD’nin müttefiki olduğunu yedi düvele ilan etti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby “PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz” demişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi?” sözlerinin ardından, ABD’den “YPG, IŞİD ile mücadelede en başarılı güçlerden biri. Biz onları terörist örgüt olarak görmüyoruz ve kendilerini desteklemeyi sürdüreceğiz,” açıklaması, Türkiye bir yana PYD bir yana anlamında.
ABD’nin PYD aşkı basın açıklamalarıyla sınırlı sanmayın. Amerika, PYD’nin, Fırat nehrinin batısındaki Cerablus-Azez hattına ilerlemesi için 20 askeri danışman gönderdi. PYD liderliğindeki Arap ve Kürt güçlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) mensup 250 kişinin Halep’in doğusundaki Sırrin beldesinde konuşlandığı da belirtildi. Bazı uzmanlara göre; Rus uçağının vurulmasından sonra gerek ABD gerekse NATO, görünürde “dayanışma içeren” aslında “Türkiye’yi frenlemeyi esas alan” karmaşık bir politika izliyor. Bilhassa Türkiye’nin Azez-Cerablus bölgesinde yapmayı planladığı operasyon ABD için “korku kaynağına” dönüşmüş durumda.
Aslında Suriye’de yaşananlar karanlık gecede kara taşın üstünde kara karıncaların savaşı gibi. Kimin ne yaptığı, kime hizmet ettiği ancak savaş bittikten sonra netleşecek. İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Suriye rejiminin YPG’ye 4 askeri kargo uçağı dolusu silah ve mühimmat yardımı gönderdiğini yazdı. Habere göre yardımlar Nusaybin’in karşısındaki Kamışlı’da bulunan havaalanına gönderildi. Birkaç gün önce Suriye rejiminin, Amerika’nın ve Rusya’nın müttefiki YPG’nin, Türkiye’nin desteklediği Fetih Ordusu konvoyunu Idlib’ten Afrin’e geçirdiği iddiaları vardı. Bir başka iddia daha var ki akıllara ziyan, eğer doğruysa saçınızı başınızı yolabilirsiniz.

Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan destekli ÖSO denetimi altındaki bir bölgeden, Halebi kuşatmaya giden rejim ordusuna zorluk çıkarılmıyor. Mücahit grupları bunu ihanet olarak yorumluyor. Yani anlayacağınız kimin eli kimin cebinde belli değil! Türkiye’nin desteklediği Fetih Ordusu’nun en büyük 2 gücü El Nusra ve Ahrar el Şam’ın arası son dönemde çok gergin olduğu, her an her an çatışabilecekleri belirtiliyor. Suriyeli muhaliflerin çatı örgütü Yüksek Müzakere Konseyi’nin Genel Koordinatörü Riyad Hicab, geçte olsa Ankara’da silahlı muhalif gruplarla bir araya geldi. Gruplar, tek bir çatı altında toplanmaya hazır olduklarını açıkladılar ta ki Bad’ el Harab – ül Basra” yani Basra harap olduktan sonra! Sahi, “İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep” türküsünü kim söylüyordu?
Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Yorumlar