Vizyon

Kökteş Sözler İzinden Totemik Türk Dilinin Kökenleri: “Ata” Sözcüğü Örneği

Экспорт природного газа из Казахстана в Китай

Barzani Kaybetti Mi?

Putin’le Rusça konuşan Türk genç

SALDIRI REINA’YA YAPILMADI

Gündem 1 Ocak 2017
584

Şiddet içerikli terör eylemleri, temel olarak tehdiş ortamı yaratmayı, siyasî istikrarı baltalamayı, güven ve emniyet duygusunu tahrip etmeyi ve bir şekilde toplumu meydana getiren sosyal unsurlar arasındaki bağları aşındırmayı hedeflerler. Bir terör aktörü için temel önemdeki mesele terör eyleminin hangi biçimde gerçekleştiği, saldırının nereye yapıldığı, saldırıya maruz kalanların dünya görüşlerinin ne olduğu ya da saldırı esnasında kaç kişinin öldüğü falan değil, eylemin ne kadar ses getirdiği ve sonuç itibarıyla nelere sebebiyet verdiğidir. Bu bakımdan, terör saldırılarının kurbanlardan ziyade “diğerlerini” hedef alan haysiyetsiz saldırılar olduğunu söyleyebiliriz.
Dün gece İstanbul’da gerçekleştirilen ve birçok vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan terör saldırıları da bu çerçeve içerisinde değerlendirilmelidir. Teröristler, esasen yılbaşı gecesi her zaman yaptığı gibi eğlence düzenleyen, zaten işi de bu olan bir mekâna ya da bu mekânda eğlenmeye gelmiş olan insanlara değil, ASLINDA BURAYA GELMEMİŞ OLANLARA KARŞI BİR SALDIRI GERÇEKLEŞTİRMİŞLERDİR. Oradaki insanlar, eğlendikleri, yılbaşını kutladıkları ya da içki içtikleri için (ki böyle bir hüküm utanç vericidir, orada bulunan herbir insanın orada bulunmak için ayrı bir sebebi olabilir ve bu sebepler hiç de dışarıdan bakanların sandığı gibi olmayabilir, bu mümkündür) bir saldırıya maruz kalmamışlardır. Onlar Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşadıkları ve saldırıldığı zaman en çok ses getirebilecek yerlerden birinde bulundukları için kurban olmuşlardır. Hiç birinin kişisel olarak ne saldırganlarla, ne onların ideolojileriyle ne de bu saldırının gerçekleşmesine neden olarak gösterilen etmenlerle bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla, saldırılar ile saldırı esnasında hayatını kaybedenler arasında doğrudan bir ilişki kurup, “mesela saldırganlar buraya bu insanlar şunu şunu yaptıkları için saldırdılar” diyerek bu hüküm üzerinden siyasal ya da sosyal bir konum belirlemek yanlıştır. Yanlıştan da öte bir şeydir, tam olarak da terör eylemini gerçekleştiren alçakların olmasını istedikleri şeydir.
Saldırıyı gerçekleştirenler ne “hayat tarzımıza saldırı var” diye feveran eden bulanık bakışlı arkadaşlarımızın sandığı gibi onların kişisel varlıklarını hedef almışlardır, ne de “su testisi su yolunda kırılır” gibi şeyler söyleyerek arsızca meseleyi olmadığı bir biçime dönüştüren hasta görüşlü arkadaşlarımızın sandığı gibi dinî bir motivasyonla hareket etmişlerdir. YAPILAN SALDIRININ AMACI, HER İKİ KESİMİN DE AYNEN BU ŞEKİLDE DÜŞÜNMESİNİ SAĞLAMAK ve bu karşıtlık üzerinden toplumsal bir gerginlik, mümkünse de fiziksel bir çatışma çıkarmaktır. Dolayısıyla, böyle bir saldırının ardından laikçi reflekslerle hareket eden sözde aydınlar gibi hareket etmek de, “nasıl yaşarsanız öyle dirilirsiniz” buyuran Allah Rasûlü’nün sözünü başka bir bağlama taşıyıp dindarlık taslamak da aynı derecede tehlikeli, ürkütücü ve teröre hizmet edicidir. Bu tür davranışları özellikle ve bilerek, sonuçlarını görüp şahit olarak devam ettirmek ise zulümden de öte alçaklık ve hainliktir.
Siyaseti, dış politikası, ekonomisi, toplumsal yapısı ve askerî birikimi ile dört bir yandan saldırı altında olan ve tarihinin en büyük mücadelelerinden birini vermekte olan ülkemize bu talihsiz günlerde sahip çıkmalı, düşmanlarımızın hedeflerine bilerek ya da bilmeyerek katkı sağlamamalıyız. Türkiye, tarih boyunca hangi dinden ya da dünya görüşünden olurlarsa olsunlar bütün insanların güven içerisinde yaşadıkları, özgürce varoluşlarını ve hayat tarzlarını idame ettirdikleri, kamusal bir zarara sebep olmadığı müddetçe “bakış açılarından ya da yaşam tarzlarında dolayı” sorguya çekilmedikleri bir yer olmuştur. Bugün de öyledir, öyle olmalıdır, buna zarar verebilecek bütün girişimler engellenmeli, bütün teşebbüsler boşa çıkarılmalıdır. Özellikle sayfamdaki dost ve kardeşlerimden, öğrencilerimden; toplumsal yapımızın bileşenlerini meydana getiren unsurlar arasında çatışma, kavga, düşmanlık, hoşgörüsüzlük, horgörü ya da “bilenmeye” sebep olabilecek bütün paylaşım ve tepkilerden kaçınmalarını, asla başarıya ulaşamayacak olan terörün bir nebze ve lahza da olsa başarı elde etmesine çanak tutmamalarını hassaten istirham ederim.
Yılbaşı gecesi İstanbul’da düzenlenen hain terör saldırısında hayatlarını kaybedenlere rahmet, yaralananlara acil şifalar dilerim. Dr Mustafa Alican

Yorumlar